Water Memory / Suyun Hafızası

Ekim 1-25, 2015
Melis Bürsin, Sırma Doruk, Seyhan Musa, Bahar Yürükoğlu, Louisa Marie Summer

 “Neyi hatırlıyorsak oyuz biz. Hiç bir şey kimsenin kendine mahsus essiz hatıraları değil, sadece kişisel tarihin suretini oluşturduğu için değil, ama aynı zamanda o suret özel olarak korunduğu, kişisel olarak yapısallaştırıldığı ve devam ettirildiği için. Nasıl hatırlıyorsak oyuz biz. Anımsamak esasen yaratıcı bir eylem olduğu kadar varoluşçu bir eylem; aynı zamanda hep kendini ifade etmek hem de oluşturmak.”

Scott Burnham, “Schubert ve Hafızanın Sesi”, Oxford Üniversitesi Baskısı, 2000

“Suyun Hafızası” adlı sergi hafıza olgusunu ve oluşumunu kişisel duyumdan kolektif duyuma, farklı merceklerden yansıtıyor. Dijital ve manipüle edilmiş versiyonlarımızı doğanın, insan tabiatının ve seslerin imgelerini kullanarak betimliyor.

Dördüncü yüzyıl filozofu Aristotle hatırlamayı, mum üzerinde izlenimler bırakmaya benzetir; anıların insanın hafızasında yükleyip sonradan tekrar eriştiği, gerçekliğin kopyaları olduğu inancı da oldukça yaygındır. Yirmi birinci yüzyılda ise hatırlamak ve hatırlanmak için ‘akıllı’ aygıtlarımızın bizim için yüklediklerine güveniyoruz. Aslında, hatırlanan, deneyimlerin ayrıntılardan çok özetini barındırıyor, ve biz hatırlamanın beynimizin nöral geçitlerinden intikal eden manipüle edilmiş bir süreç olduğunu unutuyoruz.

Hafızanın anımsanmasının, beyinde daha önce depolanmış ve kodlanmış olayların ya da geçmişten bilgilerin tekrar çağrılması olduğu kanıtlanmıştır. Bu çağrıştırmalar sırasında beyin, duyumsadığı gerçekliğin yansımasını, gerçekliğin oluşumuna tepki sonucu oluşan nöral bir aktiviteyi tekrar oynatarak akseder.

Video sanatı da benzer bir şekilde belleğin hafızayı geri çağırmasıyla oluşturulan imajları yaratıcı bir şekilde birleştirerek tekrar tekrar ‘oynatır’.

Hatırlamak bir nevi yaratıcı hafıza eylemidir aslında.

Sergide yer alan işler görsel bellekle yankı belleği arasında ilişki kurarak hafızayı zihinsel   bir süreç olarak ele alır. Sanatçının ‘olabildiğince yakın ama yine de şimdiki zaman gerçekliğinden sürgün edilmiş’ hissini yansıtma dürtüsü suyun hafızası hipotezinin oluşturulma denklemiyle benzerlik gösterir.

Öne sürülen ‘water memory’ suyun, içinde daha önce çözülmüş cisimlerin suyun belleğini oluşturduğudur. Günümüzde hala tartışmalı olsa da, bu teori manipüle edilmiş algıların ve toplum dinamiklerinin etkilerini değerlendirmek adına sanat için verimli bir metafor yaratır.

1 Ekim’de Space Debris’de açılacak bu video sergisi, belleği ya da ‘hatırlama eylemi’ ni mekana-özel işlerle etkileşime geçiriyor. Her sanatçının birbirinden olduğunca farklı anlatım biçimleri olmasına rağmen onları birleştiren ortak nokta, hafıza üzerine kurguladıkları anlatımlarında fotoğraf ve video arasındaki diyaloğu kullanarak değerlendirmeleri. Bazısı çağımız ‘millenial’larına yakışacak şekilde akıllı cihazlarıyla kaydedilen belleklerle, kimi klasik fotoğraf ve film teknikleriyle, kimi daha bilimsel bir bakış açısıyla, kimi de yâri-belgesel tarzı dökümanter bir tavırla bu fenomeni bambaşka tekniklerle inceliyor.

“Bize yüzeyde dokunanı ve yeniden anımsamak için yarattığımızı burada gözlerinizin önünde aksettirdik, deneyimlemeniz için”suyun hafızasında öne sürüldüğü gibi akiminin içine girildiğinde o bedenler kimyasında bir iz bırakıyorsa, sergide sanatçılar tarafından depolanmış tekrar oynatılan anıları özgül deneyimleyip iz bırakmaya davet ediyoruz.

“Water Memory/ Suyun Hafızası “ 25 Ekim’e kadar Karaköy’deki Space Debris Art’ta görülebilir.

 

 

Melis Bürsin (d. 1984, İstanbul) birden çok zaman diliminde yaşıyor ve çalışıyor. Bürsin, Georgia Üniversitesi’nin Cortona programında İtalyan Sanat Tarihi üzerine öğrenim gördü. 2006’da Maryland Institute College of Art’tan lisans derecesini (BFA), 2013’te Columbia Üniversitesi’nden yüksek lisansını (MFA) tamamladı.

Melis Bürsin video, baskı ve fotoğraf üstüne çalışmaktadır. Bürsin’in videoları, bilgi ve deneyim arasındaki paradoksları açığa çıkarmak adına, medya kültürünün gündelik hayata doğrudan etkileri ile mitolojiyi birleştirirken—bastırılmış gerçeklikle koruma altına alınan değerler arasındaki ilişkiyi sorgular. Gerçek ile fantastik arasında bir yerde, bedenlerimiz birbirinden kopuktur; ancak bilincimiz bizi beraber olduğumuza inandıracak şekilde kandırır—aynen bir hayalet uzuv gibi. Vücut ve zihin arasındaki bu iç çatışmadır, psikosomatik düzlem. İç dünyasını yansıtan imgeleriyle genel toplumsal imgeleri yaratırken remikslenmiş melodramaya da kucak acar. Bu durum, kimi zaman bizi andıran, kimi zaman hiçbir kimseye benzemeyen ve kendini sürekli tekrar eden bir dizi simge oluşturur.

Sırma Doruk (1987, İstanbul) Lisansını Bilgi Üniversitesi Fotoğraf ve Video Bölümü’nde tamamlamıştır. İstanbul’da yaşayıp çalışmaktadır. Katıldığı karma sergilerden bazıları: Things That Count…Things That Don’t, New York USA (2015); Non-existing Images, İstanbul TR (2014); Time Lights, Kleinmachnnow DE (2011).

Sırma Doruk, çalışmalarında bizi görünenin ötesini düşündüren bir soyutlama ile karşı karşıya bırakır. İzleyiciye keşfetme alanları ve anları yaratarak bireysel konuları sosyolojik durumlarla ilişkilendirerek kaotik bir tat bırakır. Video çalışmalarında özellikle ortaya çıkan bireyin tepkiselliğinin yarattığı ironik ruh hali alır.

Seyhan Musa, Boston’daki Brandeis Üniversitesi’nde güzel sanatlar ve tiyatro bölümünü yüksek onur derecesiyle bitirdikten sonra iki sene yine aynı üniversitede heykel ve resim derslerinde öğretim üyeliği yaptı. Bu dönem süresince yaptığı resim, tiyatro ve performans çalışmalarıyla sayısız sergi açan Seyhan Musa film, müzik, dans ve edebiyat teorilerinin sanatla ilişkilerini sorguladığı çalışmalarıyla birçok ödül aldı. 2009 yılında Parsons Güzel Sanatlar Fakültesi (Parsons, The New School of Design, Art, Media and Technology) ‘de Güzel Sanatlar Yüksek Lisansını dereceyle tamamladı. Fakülte suresince resim çalışmalarını yürütürken, film/video ve sound teorileri üzerine yoğunlaştı ve  yarattığı noise, sound performanslarıyla yurtiçi ve yurtdışında taninmiş birçok venuede ve film festivallerinde yer aldı. 2009’da, New York’ta kurup, direktörlük ve küratörlüğünü üstlendiği new-media performans ve sound festivali {SØNiK}Fest ile başarılı organizasyonlara imza attı. New York’taki Broadway1602 galerinin sanat yönetmenliğini üç sene başarıyla yürüttükten sonra, yine New York menşeli Space Debris Art’ı 2014’de Karaköy, İstanbul’da kurdu. Halen çalışmalarına New York-İstanbul arasında devam ediyor.

Louisa Marie Summer 1983 yılında Münih’te doğdu. Brooklyn, New York’tan çalışmalarını sürdürmekte olan dokümanter fotoğrafçı ve sanatçıdır. Lisansını foto dizayn üzerine Münih Universitesi Uygulamalı Fen Fakültesinden alan Louisa, yüksek lisansını Rhode Island School of Design, Providence RI’da fotoğraf üzerine tamamlamıştır. 2010 yılında New York’a taşınan Louisa bağımsız fotoğrafçılık yapmakta ve özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklara fotoğraf dersi vermektedir.

Louisa, incelikli ve samimi imgeleriyle sosyal düzen, eşitsizlik, kimlik ve hayatta kalma kavramlarını irdeler. Hindistan, Gürcistan, Amerika ve yakın zamanda Ukrayna ve Romanya’da bu sorunları inceledi. İslerinde insani hakları duyurmaya istekli, kendi toplumları içinde dışlanmaya yüz tutmuş bireylerin sesi olmak için çabalayan, anlayışlı ve özenli, genel yayın kapsamı haricinde kendi öznelliğini ve değerlerini koruyan ve anlatan nitelikte bir dil kullanır.

Bahar Yürükoğlu

Sanatçı, lisans eğitimini School of Visual Arts (NYC, A.B.D.) Fotoğraf Bölümü’nde tamamladıktan sonra yüksek lisansını Massachusetts College of Art & Design’da (Boston, A.B.D.) yaptı. İşleri Amerika Birleşik Devletleri’nde ve yurt dışında birçok sergide yer almıştır. Yürükoğlu’nun kişisel sergileri arasında, Burası, maumau (İstanbul, 2015); Neoscapes, Beth Urdang Gallery (Boston, 2014); Self-Titled, Nesrin Esirtgen Collection, (İstanbul, 2014); WYOMING, the Hallway Gallery (Boston, 2014); Melting North, 301 Gallery, Montserrat College of Art (Beverly, MA, 2013) bulunmaktadır. Sanatçı birçok kişisel sergide de yer almıştır: Into the Blue, Distillery Gallery (Boston, 2015); Intimate Horizons, Disjecta Contemporary Art Center, (Portland, 2014); Green Dream, Kidjidome (Boston, 2014); 2013 Biennial, DeCordova Sculpture Park and Museum (Lincoln, MA); We, Out There, SIM Gallery (Reykjavik, İzlanda, 2012). Bahar, 2015 yılının Haziran ayında Kuzey Kutbu’ndaki the Arctic Circle Residency konuk sanatçı programında yer aldı.

Yürükoğlu, iç ve dış mekan manzaralarını fotoğraf, video ve heykel elementlerini birleştirerek başkalaştırır. Doğal ve inşa edilmiş manzaralardan ilham alan karışık teknikle yapılmış bu yerleştirmeler, pleksiglas kullanımıyla doğadaki ışığı ve renkleri araştırır. İzlanda ve Wyoming’in zor koşullarında oluşturduğu tabloları birkaç yıldır fotoğraflayan sanatçı, el değmemiş doğa manzaraları ve çağdaş kültür arasında bağlantılar kurarak doğal-yapay, gerçek-sanal ve neden-sonuç gibi ikili kavramları inceler.