SES SESE KARŞI

Sanatçılar: Kardelen Fincancı, Itır Demir, Özge Topçu, Seher Uysal Küratör: Nesli Gül

“…Müziğin çeşitli parçaları ayrı ayrı yaşarlar; birbirlerine dokunurlar, yolları karşılaşır; görünüşte kesin ve kusursuz olan son bir uyum yaratmak için bir an birleşirler, sonra gene ayrılırlar. Her biri tek başınadır, ötekilerden ayrıdır, her birinin kendine özgü bir benliği vardır. Keman, “Ben’ ben’im; dünya benim çevremde döner,” diye direnir; viyolonsel, “Benim çevremde döner,” der; flüt, “Benim çevremde,” diye dayatır. Her biri de aynı derecede haklı ve aynı derecede haksızdır; ve hiçbiri, ötekini dinlemek istemez…” (Aldous Huxley, Çev.: Mina Urgan, Ses Sese Karşı, 1992, 39)

Space Debris, 17 Aralık 2016-28 Ocak 2017 tarihleri arasında Nesli Gül’ün küratörlüğünü üstlendiği Ses Sese Karşı isimli grup sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergide Kardelen Fincancı, Itır Demir, Özge Topçu ve Seher Uysal’ın yapıtları yer alıyor.

Sergi adını bugün hala geçerliliğini koruyan meselelere işaret eden Aldous Huxley’nin 1928 tarihli Ses Sese Karşı romanından alıyor. Kitaptaki karakterler arası sanat ve gerçeklik tartışmalarının günümüzdeki ötekileştirme konusuna paralelliğinden esinlenen Ses Sese Karşı sergisi, konuyla ilgili farklı mecralardan işler üreten sanatçılarla medya ve ötekileştirmeye vurgu yapıyor. Gerçeklikle yoğun bir birliktelik yaşayan roman, bugün günlük hayatımızda büyük bir yere sahip medyayı -farklı seslerin birlikte yaşamaya çalıştığı, hüküm sürdüğü bir alan olarak- çözümler nitelikte.

Ses Sese Karşı sergisinde yer alan dört sanatçının işleri, gerçeklik algısı üzerinden medya ve öteki meselesinin farklı noktalarına odaklanıyor. Medyada yer alan çeşitli söylem ve görsellerin duruşu, yansıttığı, algılattığı ve korkuttuğu meseleler sanatçıların soyutlamaya kayan üretimlerinin parçası haline geliyor. Bu noktada, sanatçılar gösterilenin gerçekliğiyle inancımızı baş başa bırakıyor.

Sergide yer alan yapıtlardan Seher Uysal’ın Harabeler / Molozlar çalışması, 12 adet kağıt üzerine mürekkep çizim ve harabeler kitabından oluşuyor. Uysal, somut kültürel mirasın baskın medyada değişen görsellerine karşı bir muhafaza ve sabitleme çabasıyla güneydoğu illerindeki Sur harabelerinin yıkımını aslına uygun şekilde çizerek kayıt altına alıyor. Eski/yeni harabelere dayalı kitabını ise güneydoğu illerinde yer alan harabelerden farklı olarak ülkenin batısına konumlanmış; Bizans zamanından bir taş, Osmanlı döneminden kalma bir duvar, arkeolojik parklar, İzmir’den antik kent kalıntılarına odaklanan eski harabelerin ve kentsel dönüşüm sürecinde harabeye dönen metruk yapılar, taşlar ve molozlara odaklanan yeni harabelerin çizimleriyle bir araya getiriyor.

Kardelen Fincancı, “Barbar” isimli video enstalasyonu Ses Sese Karşı roman çevirisinde ortaya çıkan dil oyunu üzerinden geliştiriyor. Kitabın orijinal ismi Point Counter Point, birbirine karşıt iki farklı sesi odağına alıyor. Bu karşıtlıktan yola çıkan sanatçı, bir sesi empati diğer sesi empati karşıtı uzlaşmazlık, tahammülsüzlük, nefret, zalimlik olarak kurguluyor. Belirli yükseklikteki kaidelere, ortalama insan kafasına denk gelecek şekilde karşılıklı olarak birbirine zıt iki farklı sesi karşılayan iki ekran konumlandıran sanatçı, insanların ekranlar arasında durmasına, etkileşime girmesine ve geçip gitmesine olanak sağlıyor. Fincancı, bilginin medya aracılığıyla insanlara nasıl sirayet ettiğini, medyanın kitleleri yönlendirme gücünün izleyici üzerindeki en basit etkisini ve bu etkiye karşılık izleyicinin görmezlikten gelmemesi gereken empati durumunu sorguluyor.

Okuyorum” performansıyla Itır Demir, basın yoluyla sunulan hikayelerin izleyici üzerinde yarattığı algıya yoğunlaşıyor. Demir, odak noktasına koyduğu provokatif ve yanıltıcı görsel ve söylemleri, belirli boyutlardaki kartlar üstüne yaptığı çizimlerle izleyiciye aktarıyor. Bu aşamadan sonra ise, izleyiciyi düşüncesiyle baş başa bırakıyor. Performanslarında insanlar arası iletişime dayalı bireysel ve toplumsal deneyimleri çizgi, yazı ve desenle birleştiren Demir, izleyici ile birlikte medya metinlerini yeniden üretmenin peşine düşüyor.

Özge Topçu “Hayatlarımız irademiz dışında hangi güçler tarafından nasıl yönlendiriliyor?” sorusunu sorarak resimlerini üretiyor. Politik ve ekonomik yapıyla ilişkili sistem kurgusu ve bu kurgunun insanlar / kitleler üzerinde inandırıcılığından yola çıkan sanatçı A4 isimli çalışma serisinde mimari yapıların medyadaki izdüşümünü tuval yüzeyinde araştırıyor. Topçu, medyanın bir şehrin antropolojisine dair yaklaşımlarını sorguladığı çalışmasında, mimarinin medyadaki talep ve baskın söylem ilişkilerini konu alıyor.

Kardelen Fincancı video enstalasyonu, Itır Demir performansı, Seher Uysal kağıt üzerine mürekkep serisi ve Özge Topçu tual üzerine karışık teknik çalışmasından oluşan Ses Sese Karşı sergisinde, verilerini “algılanmasını istediği gibi” şekillendiren medya sorgulanırken, sergiye paralel olarak davetli konuşmacılarla söyleşi gerçekleştirilerek konunun farklı disiplinlerle olan ilişkisi ele alınıyor.

17 Aralık 2016 tarihi itibarıyla açılacak sergi, 28 Ocak 2017’ye kadar görülebilir.